Neden Oruç Tutmalıyız?

Ramazan ayı ile birlikte ülkemizde konuşulan en güncel konularından biri de oruç tutmanın faydaları olmuştur.  Bu konuda kulaktan kulağa dolaşan bilgiler bulunmaktadır. Uzmanlar ise oruç tutmanın faydaları ile ilgili detaylı çalışmalar yaptılar. Sizler için hazırladığımız yazımızda oruç tutmanın faydaları ile ilgili merak ettiğiniz soruların cevaplarını bulacağınızı düşünüyoruz.

Oruç nedir, ne değildir?

İslam dininin farzlarından biri olan Oruç ibadeti, herkesin bildiği gibi imsak vaktinden akşam ezanına (iftar) kadar geçen sürede kişilerin kendilerini hem ruhsal hem de bedensel olarak dünya nimetlerinden uzak tutmasıdır. Bir anlamda bu, insanın kendisini bu nimetlerden mahrum bırakmasıdır. Yeme içme ön planda görülse de sadece yeme içme temelinde bir ibadet değildir. Ruhsal ve düşünsel olarak da bireylerin kendini tutması gerekmektedir.

Oruç tutma ibadeti sadece İslam dininde var olan bir ibadet değildir. Yahudilik, Zerdüşilik, Hristiyanlık ve daha başka dini inanışlarda da farklı dönemlerde bu ibadet gerçekleştirilir.

Her inanan Oruç ibadetini gerçekleştirmek zorunda değildir. Bir kişinin bu ibadeti gerçekleştirmesi için gerekli olan sağlık koşullarına sahip olması gerekmektedir.

Hangi hastalığa sahip kişiler oruç tutamaz?

  • İnsülin veya kan şekerini dengeleyici nitelikteki ilaçları kullanmak zorunda olan diyabet hastaları
  • Ağır kalp yetmezliği olan hastalar
  • Kan şekeri düzeyi ile ilgili sorun yaşayan kişiler
  • Mide veya oniki parmak bağırsağında ülseri olanlar
  • Kronik karaciğer ve kronik böbrek hastalıkları olanlar
  • Herhangi bir tıbbı tedavi sonrasında düzenli beslenmesi gereken kişiler
  • Düzenli olarak ilaç kullanmak zorunda olan kişiler, doktorlarına danışarak oruç tutmalıdır.
  • Ayrıca hamilelerin de oruç tutması (özellikle ilk üç ay ve son üç ay) tavsiye edilmez.

Peki oruç tutmanın insan sağlığına ne gibi faydaları vardır?

Metabolizmamızın gün içerisinde üstlenmesi gereken birçok görevi vardır. Bunlardan biri de tüketilmiş gıdaların sindirimidir. Metabolizma bu işlemle uğraşırken vücudumuzun savunma ve bağışıklık sistemi zayıflamaktadır.

Oruç tutulan sahurla iftar arasında ise özellikle sindirimle görevli organlarımız dinlenme fırsatı bulurlar. Midemiz, bağırsaklarımız ve karaciğerimizin dinlenmesine çok büyük katkı sağlamaktadır.

Yapılan bir araştırmada insan vücudunun aç kaldığında zayıf ve hastalıklı hücrelerin içindeki parçacıkları yok etmeye programlı olduğu belirlendi. 3 günlük oruçtan sonra vücudumuzun bağışıklık sistemi akyuvar oluşumunu tetikliyor. Kan içerisinde var olan bu akyuvarların performansıyla da diğer organları dinleniyor. Vücudumuzun metabolizması güçlenip, bağışıklık sisteminin tamamı yenileniyor.

Orucun faydalarına daha detaylı bakalım

1. Hücreleri onarır

Oruç tuttuğumuz süreçte hücrelerimizde otofaji olarak isimlendirilen hücresel bir süreç başlar. Bu süreçte hücrelerde çeşitli nedenlerle oluşan ölü ya da işlevsiz proteinlerin atılması sağlanır. Hücreler ilk olarak kendi çöplerini ve patojen bakterilerini sindirerek tamirata başlıyor. Bu durum erken yaşlanmanın da önüne bir set çekiyor. Ayrıca vücudumuzda gerçekleşen otofaji süreci kanser ve Alzheimer gibi hastalıkların riskini de azaltır.

2. İnsülin direncini azaltır

Tip 2 diyabet hastalığının çevremizde her geçen gün daha fazla insanda görmeye başladık. Düzensiz hayat tarzı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz hayat tarzı gibi nedenler bu hastalığın giderek yaygınlaşmasına neden olmuştur. Yüksek kan şekeri seviyesi insülin direncini arttırır.

Oruç sırasında uygulanan düzenli ve sağlıklı beslenme, kan şekeri seviyesinin düşmesini sağlar. Bu sayede de insülin direncinde azalma meydana gelir. Oruç tutma ile ilgili yapılan bir araştırmada, bilim insanları orucun diyabetin kötü bir komplikasyonu olan böbrek rahatsızlıklarına karşı koruyucu olduğu ortaya çıkardı.

3. Oksidatif strens ve inflamasyonu (iltihitap) azaltır.

Vücudumuzda, doğal olarak ortaya agresif moleküller bulunmaktadır. Bunlara serbest radikaller adı verilir. Vücudumuz bu serbest radikalleri kontrol altında tutmaya programlıdır. Fakat bazen bu denge bozulur ve serbest radikallerin sayısında artış görülür. Bu duruma oksidatif stres adı verilir. Oskidatif stres birçok kronik hastalığa sebep olabilir. Oruç ise vücudumuzun oksidatif strese karşı daha güçlü hale gelmesini sağlar. Buna ek olarak, vücudumuza çok zarar veren ve hastalıklara yol açan iltihaplanmaya karşı da korumaktadır.

4. Kalp sağlığını korur.

Kalp sağlığı günümüzde çok sık duyduğumuz sorunlardan biridir. Bu soruna sağlıksız beslenme, hareketten uzak yaşam tarzı ve daha birçok faktör olumsuz etki etmektedir. Oruç imkân tanıdığı sağlıklı beslenme süreciyle riskin azalmasına yardımcı olur. Kalp sağlığını destekleyen iyi faktörlerden olan HDL kolesterölün artmasını sağlar. Aynı zamanda kalp sağlığına kötü etki eden LDL ve trigliserid oranlarında düşüşü sağlar. Yapılan bir araştırmada, uzmanlar tarafından kalp hastalıklarına ve kalp krizine karşı koruyan bir hormon olan Adiponektin seviyesinin arttığı tespit edilmiştir.

5. Kanseri önlemeye yardımcı olur.

Kanser hastalığı, vücudumuzda var olan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde artması ile tanımlanmaktadır. Oruç, birçok organın dinlenmesini ve kendini yenilemesini sağlar. Bu sayede kontrolsüzce çoğalan hücrelerin kontrolü sağlanır. Böylelikle kanser oluşumunun önüne geçilmiş olur.

6. Zihinsel fonksiyonları arttırır

Ramazan ayı boyunca kişiler fiziksel aktivitelerini azaltır. Bu durumda beynimiz zihinsel aktivitelere daha fazla yoğunlaşır. Oruç, beyin sağlığına olumlu etki sağladığı belirlenen metabolik özellikleri daha iyi bir seviyeye çıkarır. Ayrıca nörotrofik faktör olarak adlandırılan beyin hormonu seviyesinin artmasına yardımcı olur. Böylece depresyon ve diğer beyin sağlığı problemlerinin oluşmasını engeller.

Oruç tutarken dikkat edilmesi gerekenler

Özellikle güne erken başlayan kişiler, günde 10-12 saat arasında aç kalmaktadır. Bu uzun süre bir noktadan sonra metabolizmada olumsuz etkiler ortaya çıkarabilir. Çalışanlar öğleden sonra iftara yaklaştıkça dikkat kaybı yaşayabilir. Bu durum performansların düşmesine neden olabilir. Uzmanlar, dikkat yoğun işlerin daha çok sabah saatlerinde yapılmasını tavsiye ediyor. Çünkü kan şekeri seviyesi öğleden sonraya göre sabah saatlerinde çok daha üst düzeydedir.

İftar ile sahur vakitleri arasında yeterli miktarda besin ve sıvı alınmalıdır. Aksi halde gün boyunca dalgınlık, halsizlik, uyku hali ve kan basıncında dengesizlik gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Orucun ilk günlerinde baş ağrısı normal mi?

Orucun ilk günlerinde yoğun baş ağrısı çekilmesindeki neden nikotin ve kafein eksikliği olarak gösterilebilir. Gün içinde sigara, çay ve kahve tüketen insanların oruç tutmaya başlamasıyla birlikte nikotin ve kafein düzeylerinde ciddi düşüş görülür. Bu durum da baş ağrısına yol açabilir. Bir süre sonra vücut bu duruma alışacaktır. Uzmanlar ramazandan bir iki hafta öncesinde kademeli olarak daha az nikotin ve kafein tüketilmesini öneriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.